Orhan Gencebay- Batsin Bu Dünya

Mart 3, 2007 at 4:31 pm (Arabesk)

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

HAYVANLAR ALEMİNİN EN KOMİK GÖRÜNTÜLERİ

Mart 3, 2007 at 4:27 pm (Komedi)

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Alişan – Sarı Güller (Sen Yaralı Ben Yaralı)

Mart 3, 2007 at 4:20 pm (Arabesk)

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

KOCA KAFALAR VE AJDAR ÇİKİTA MUZ

Mart 3, 2007 at 4:06 pm (Komedi)

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

TRABZON’DA ŞENLİKLERİ VE TARİHLERİ

Mart 3, 2007 at 3:37 pm (Hayatın İçinden)

Adı Yer Tarih
Hıdırellez Bahar Bayramı Şalpazarı-Acısu Mayıs ayının ilk Pazar günü
Mesebet Şenliği Mersin Beldesi Mesebet Tepesi 21 Haziran
Sultan Murat Şehitleri Anma Günü Çaykara Sultan Murat Yaylası 23 Haziran
Aladurbiye Deniz Eğlenceleri Akçaabat 6 Temmuz
Soğuksu Şenlikleri Maçka Ocaklı K. Lişer Yaylası 7 Temmuz
Hırsafa Karadağ Şenlikleri Düzköy-Karadağ Temmuz ayının ilk Cumartesi ve Pazar günü
Karadağ Yayla Şenlikleri Vakfıkebir-Karadağ Temmuz ayının 2. Cumartesi ve Pazar günü
Hıdırnebi Şenliği Akçaabat-Hıdırnebi Obası 20 Temmuz
Kadırga Yayla Şenlikleri Şalpazarı-Tonya-Gümüşhane Sınırında Kadırga Yaylası Temmuz ayının 3. Cuma günü
Alaca Yayla Şenlikleri Şalpazarı Alaca Yaylası Temmuz ayının 3. Pazar günü
Sisdağı Şenlikleri Şalpazarı Sisdağı Temmuz ayının 4. Cumartesi günü
Kaldırım Yaylası Şenlikleri Çarşıbaşı Temmuz ayının 4. Cumartesi ve Pazar günü
Sanasitka Şenliği Maçka Orman Üstü Köyü Temmuz ayının 3. haftası
Taşköprü Kültür ve Yayla Şenliği Arsin-Yomra Taşköprü Yaylası Temmuz ayının 3. Pazar günü
Kuşmer Yaylası Şenliği Çaykara-Kuşmer Yaylası 30 Temmuz
Sürmene Kültür ve Turizm Şenliği Sürmene 31 Temmuz
Ağa Konağı Şenliği Şalpazarı -Üzümözü Köyü Ağustos Ayının ilk Pazar günü
Karaabdal Halk Şenliği Işıklar-Akçaabat kayabaşı Yaylası Ağustos ayının 2. Pazar günü
Yayla Ortası Şenliği Çaykara 20 Ağustos
Honefter Şenliği Düzköy Honefter Yaylası 20 Ağustos
Yeşilyurt-Yılantaş Geleneksel Kültür ve Sanat Etkinlikleri Fest. Yeşilyurt Araklı 25 Ağustos-1 Eylül
Çoban Derneği Şenliği Düzköy – Alazlı Yaylası 27 Ağustos
İzmiş Şenliği Tonya-Vakfıkebir-Beşikdüzü-Şalpazarı’nın birleştiği nokta Ağustos ayının son Pazar günü
Kadıralak Yayla Şenliği Tonya Eylül ayının 1. haftası

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

HORONUN KÖKENİ VE KELİME ANLAMI

Mart 3, 2007 at 3:28 pm (Tarih)

Yunan   kelimesi ile büyük bir benzerlik gösteren horonun nereden geldiği hakkında bazı fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan birisi Yunanlıların Karadeniz’in doğu sahillerine yerleşmiş olması, bir diğeri ise; horonun kemençe gibi Cenevizlilerden kalmasıdır. Gerçekten Fransa’da ”Carole” adı ile tanınmış bir oyun vardır ki bir halka oluşturularak oynanırdı. ”Carole” kelimesini Fransızca sözlükler bozuk Latince ”Carola” olarak gösteriyorlardı. Ancak, bu kelimenin diğer şekilleri olan ”Harol ,     Horol”        kelimeleri  ve     oyunun      kalabalık oynanması dikkate alınırsa, Fransız oyunu ile Doğu Karadeniz oyunu (Horon) arasında şaşırtıcı bir benzerlik göstermektedir. O halde Yunanca   nedir?              -Hora, raks, dans Yunanca- Türkçe sözlükte;        1. Takım, grup2. Bir kilisenin görevlilerinden oluşan kilise korosu3. Kilise görevlilerinin kilisede durdukları yer.

Şimdi karşılaştırmaya geçelim:

a.    kelimesinde ”topluluk” esas olarak görülüyor. Bu Karadeniz horonlarında da böyledir.
         b.       kelimesinin üçüncü maddesi ”kilise görevlilerinin kilisede durdukları. yer” dir. Kelimenin bu anlamı ile Carole kelimesinin ikinci anlamı olan ”Halka şeklinde oynanan oyun” arasında açıkça görülen bir ilişki vardır.
        Mimari ve kuyumculukta daire teşkil eden birçok şeye ve 18. yy’da kilisedeki koro dairesine Carole deniyordu.Yukarıdaki karşılaştırmalar gösterir ki, Horon, Carole ve    kelimeleri arasında bir anlam birliği oluşturur.         Şimdi de bunlarla ilişkili olan diğer bir kelime üstünde duralım.

Xor (hor) veya Kör -Destan söylenirken nakarat

xoroy (horoy)-Sırayla durmak (Pekarski-Yakut sözlüğü)Esas vasıfları ”topluluk” olan bu Yakutça kelimeler ile Karadeniz horonu, Fransız

”carole’’sı ve Yunanca arasındaki anlam birliğini tespit ettikten sonra yukarıdaki araştırmalarımızı şöylece özetleyebiliriz:


Horon, Carole,  ,Hor, Kör, Horoy kelimeleri birbirlerinden ayrı olmayıp, aynı Hor kökünün muhtelif şekilleridir.

Bu açıklamalarla yöredeki ”horom” ve ”horon” kelimelerinin kullanımı arasında benzerlik olduğu görülmektedir. Horom; mısır saplarının ve çayır (ot) ‘ların 10-15 kucak bir araya getirilerek dikey durumda yığılıp, tarlada bulunan ”KABAK DEVEKLERİ” ile üst kısımdan bağlanmasıdır. Başka bir deyişle daire (halka) şeklinde sıkıca bağlamaktır. Yöre oyunlarını oynarken bir arada toplanarak sıkıca elele tutup daire halinde horon kurmalarındaki şekil ve benzerlik Horon ile Horom sözcüğünün gerek mana gerekse kelime yapısı bakımından birbirini tamamlamaktadır. Horona başlarken ”Hayde    bir    horom        kuralım”    sözü, bir    araya toplanıp, sıkıca birbirimize bağlanalım demekten başka bir şey değildir.

Horonların Oynandığı Yerler Ve Etkilendiği Unsurlar

Horonlar neşeli zamanlarda; Bayram, düğün, dernek, askere uğurlama ve arkadaşlar arasında düzenlenen eğlencelerde oynanır.

Yürekleri dolduran coşkular, sevinçler buralarda horona dönüşür. Nerede bir durak, bir oturak yeri varsa orası ”HORONDÜZÜ” dür. üstünde horon oynanmayan tek bir düzlük yoktur Karadeniz’de…

Horon Karadenizin soluk alışı, yürek atışı, dalgalanışıdır.

Horon doğa ile insanın elele, kol kola şahlanışıdır.

İneğiyle, çadırıyla, çoluğu-çocuğuyla, silahıyla, giysisiyle dağlara çıkması, yol boyunca yol havalarının kemençe ve davul-zurna eşliğinde çalınıp söylenmesi, horon oynaya oynaya yolların bitirilmesi ve yayla düzüne silah atarak, nara atarak ve tabi ki horon oynayarak (sallama ritminde) kollar halinde girmeleri, halka içinde saatlerce horon oynamaları bahara olan özlemin coşkuya dönüşmesi, dile gelmesidir.

Karadeniz’e özgü horonun yapısında tarım kültürünün varlığı apaçık ortadadır. Horonda görülen öne eğilmeler ve kolların öne uzatılıp sallandırılması; tarlada kazma ile çapa yapılması gibidir. Horoncuların el tutması ve hamle yapmaları ile belcilerin ”VOL ATMA” hamleleri aynıdır.
 

Karadeniz’de yalnız başına iş yapmak çok zor olduğundan horon; Karadenizlinin her işte elele verilmesini, birlikte çalışmaya duyduğu ihtiyacı anlatmasıdır.

        Doğa yapısının sert ve dağlık oluşu, denizinin ve havasının kararsızlığı horon oyunlarında göze çarpar.

     ”Mısır Gumulları hep, beraber bağlanır;
      İşte, horoncular da, öyle halkalanırlar…

Dizili horon ise, bel bellmek gibidir;
Tavaya birer birer, hamsi dizilmesidir…
Omuz titretmeleri, hamsi can çekişmesi;
Çıkarılan o sesler, rüzgarın ıslık sesi…
Hele o silkenmeler, ağaçlarda fırtına;
O çabukluk benziyor, martı kanatlarına..
Dalgalar gider-gelir, bir kararda durmazya;
Horoncular da öyle, uyar davul zurnaya…
Kemençe; horonun sevgi küpü, kaşığıdır;
 Neş’eli zannederler, en garip aşığıdır…
 Horon; yağmur duası, horon, çareye koşmak;
 Zafer için zıplamak,, yahut suyu okşamak…
 Horon; tetikte dumrak, kayık küreği çekmek;
 Horonda alın teri, horonda emek çekmek…
 Horon bayram yapmaktır, halk murada erince;
Canlanmayan var mıdır, oynayanı görünce.
       Bu sevinç gösterisi, hem bolluk, hem bereket,
        Dağ-bayır, iniş-çıkış, elbet lazım hareket. ..      Horon deyince akla Akçaabat geliyor,
        Bunu hem Türkiye ve hem de Dünya biliyor. ..      Karadeniz horonu, horonların beyidir,
      Karadenizli korkmaz, eğlenceden bellidir…
      Fişek, saat ve çizme seferberlik işidir,
      Kalleşlik edenleri hesaba çekişidir…
      Horon, bir oyun değil, bir folklor kanunudur,
       Oyna horoncu oyna,i horon, milli konudur… ” Horonlar Üç Bölümden Oluşur1. DÜZ HORON BÖLÜMÜ: Horon oynanmaya başlarken ağır tempoda       oynanır. Bundan        ötürü oyunun      bu     bölümüne  ”ağır horon bölümü” de denir. Oyun halkası saat ibresinin tersi yönünde döner. Söylenen türkülere ellerle tempo tutulur. Müzik ne kadar yüksek tempolu çalınırsa, oyuncular da o kadar kıvrak ve hareketli olurlar. Ritim arttıkça vücut dikleşir, kollar yukarıya kalkar. Gelen komutla ”yenlik yenlik” ”alaşağı” ya da ”ufak ufak” diğer oyuncular da uyarılarak doğrudan sert bölüme geçildiği gibi yenlike bölüme de geçilir. 2. YENLİK BÖLÜMÜ: Kollar aşağıya iner, dizler kırık ve bel kısmı dizlerin açısında öne doğru eğiktir. Kol çıkarmalar ve omuz sallamalar bu bölümde ön plandadır. Adımlar geriye, yana ve öne basarak belli alan içinde gezinilir. Vücudun yapmış olduğu çalımlar yumuşak ve hafiftir. Oyunun ritmi düz horon bölümüne oranla biraz daha hızlıdır. Komutçudan gelen ”alaşağa”, ”aloğlum”, ”kimola”, ”taktum”, ”yıkoğlum” veya ”ıslık” şeklinde gelen komutla sert bölüme geçilir. 3. SERT BÖLÜMÜ: Diğer bölümlere nazaran hareketler dahasert ve canlıdır. Omuz sallamalar daha seri, ayaklar yere daha sert basar. Oyunun en gösterişli, temposunun oldukça yüksek olduğu ve oyuncuların tüm yeteneklerini ortaya koyduğu bir bölümdür. Oyuna devam edilecekse tekrar düz horon bölümüne geçilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın